Dha yurt bülteni – 3

Çankırı, 3 dakika arayla 4.7 ve 4.8'lik depremlerle sallandıÇankırı'nın Çerkes ilçesinde sabah saatlerinde 3 dakika arayla Richter ölçeğine göre 4.7 ve 4.8 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Depremler Çankırı'nın yanı sıra başkent Ankara ve Kastamonu'da da hissedildi. Paniğe neden olan depremlerde ilk belirlemelere göre can ve mal kaybı yaşanmadı.İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Deprem Dairesi Başkanlığı'nın verilerine göre saat 09.00'da Çankırı'nın Çerkes ilçesinde 4.7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği ise 13.66 kilometre ölçüldü. Bu depremden 3 dakika sonra saat 09.03'te aynı bölge ikinci bir depremle sallandı. Bu depremin büyüklüğü ise 4.8 olarak saptandı. Bu deprem ise yerin 4.13 kilometre derinliğinde oldu. Depremler, Çankırı'nın yanı sıra başkent Ankara ve Kastamonu'da da hissedildi. Sarsıntılarla birlikte Çankırı'da paniğe kapılan vatandaşlar, sokaklara çıktı. Depremlerde ilk belirlemeler göre can ve mal kaybının yaşanmadığı belirtildi.   Çankırı Valisi Hamdi Bilge Aktaş, depremle ilgili şu anda herhangi bir sıkıntı olmadığını belirterek, 'Çerkes ile aynı hat üzerindeki ilçelerde deprem hissedildi. Şu ana kadar yansıyan bir sıkıntı yok' dedi.Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise depremin büyüklüklerini sırasıyla 4.9 ve 4.8 olarak açıkladı.GÖRÜNTÜ GEÇİLDİEK GÖRÜNTÜ GEÇİLECEKÇANKIRI, – ======================Öykü bebeğe şiddeti oyuncak arabadaki ses cihazı ortaya çıkardıMersin'de, bakıcıya bıraktıkları 1 yaşındaki kızları Öykü'nün vücudundaki morlukları görünce şüpheye kapılan baba, oyuncak araba içerisine yerleştirdiği ses kaydıyla minik kıza şiddet uygulandığını ortaya çıkardı. Ses kaydında bakıcının, 'Kes sesini, seni öldürürüm. Sus, sesini kes, yat. Sus artık yeter, sabrım kalmadı' sözleri ile tokat ve ağlama sesi duyan baba, eşiyle birlikte soluğu savcılıkta aldı. Ailenin şikayeti üzerine savcılık soruşturma başlattı.Güzellik merkezi çalışanı Alper Erdemil (29) ile eşi Fatma Erdemil (27), yaklaşık 1 ay önce, 1 yaşındaki  kızlarına bakması için N.K. isimli kadınla anlaştı. Her sabah Öykü'yü N.K.'nin evine bırakıp, iş çıkışı alan anne-baba, kısa süre sonra küçük kızın vücudunda morluklar olduğunu fark etti. Morlukların nedenini sordukları bakıcıdan, 'Kızımız yürümeyi yeni öğreniyor' yanıtı alan çift, Öykü'nün şiddet gördüğünden şüphelendi. Kızını almak için gittiği bir akşam bakıcının evinden bağırma sesleri geldiğini duyan baba, internetten aldığı ses kayıt cihazını Öykü'nün oyuncak arabasına yerleştirdi. Ertesi sabah kızını, oyuncak arabasıyla birlikte bakıcıya teslim etti. Aynı günün akşamında dinleniği ses kaydında ise bakıcı N.K. olduğu iddia edilen bir kadının Öykü'ye, 'Kes sesini, seni öldürürüm. Sus, sesini kes, yat. Sus artık yeter, sabrım kalmadı' şeklindeki sözleri ile tokat ve ağlama seslerini duydu. Anne-baba hemen savcılığa şikayetçi oldu.'KAYITLARI DİNLEDİĞİMİZDE KANIMIZ DONDU'Baba Alper Erdemil yaşadıklarını şöyle anlattı: 'Çocuğu bakıcıdan almaya gittiğim de zile basmadan önce, evin içerisinden bağırma sesleri  geldiğini duydum. Bu durumu eşimle paylaştım. İnternet üzerinden ses kayıt cihazı sipariş ettim. 'Cihazı nasıl kullanabilirim?' diye düşünürken, kızım oyuncak sepetinin içerisinden arabayı alıp elinden sallamaya başladı. Biraz incelediğimde cihazı yerleştirmek için çok uygun bir oyuncak olduğunu tespit ettim. Vidaları sökerek, cihazı yerleştirdim ve sabitledim. Kızımla birlikte bakıcının evine gönderdim. Akşam kızımla birlikte oyuncağı teslim aldım. Kayıtları dinlediğimizde kanımız dondu. Çocuğumuza uygulanan şiddeti farkettik. Hiç şevkat görmediğini, sürekli bağırıldığını, hakaret ve küfür edildiğini tespit ettik. Savcılığa gereken şikayetlerde bulunduk. İfadelerimizi verdik, olayı yargıya taşıdık.' 'DURUP DURUP AĞLIYORUM'Sinirlerinin bozulduğunu ve ağlama nöbetleri geçirdiğini ifade ederek, N.K.'nin hak ettiği cezayı almasını isteyen anne Fatma Erdemil ise, 'On üç saatlik ses kaydı olduğu için 'acaba'larla yaklaştık. Kayıtlarda, çocuğuma kahvaltı yaptırmak istiyor. Çocuğum diş çıkarma aşamasında olduğu için çok fazla birşey yemiyor. 'Bu yemeği yiyeceksin, yemezsen seni öldürürüm. Allah'ın cezası' gibi sözler duydum, çok kötü oldum. Psikolojik olarak çok yıprandık. Hala çok kötüyüm. Durup durup ağlıyorum. Adalette bir ses kaydı ne kadar geçerli olur bilmiyoruz ama bu kayıt normal bir kayıt değil. Kadının çocuğuma vurduğu, şiddet uyguladığı, sözlü ve fiziksel şiddet var çocuğuma yönelik. Kadının hak ettiği cezayı almasını istiyorum' diye konuştu.Ailenin şikayeti üzerine Cumhuriyet savcılığı, bakıcı N.K. hakkında soruşturma başlattı.Görüntü Dökümü————Öykü'nün oyun oynamasından genel ve detay görüntüler Babanın oyuncak arabayı anlatması ve ses kayıtlarını dinletmesi Öykü'nün başındaki izlerin gösterilmesiİfade tutunaklarının genel ve detay görüntüleri Baba ve anne ile röportaj Haber-Kamera: Adnan AÇIKGÖZ/MERSİN,  ===================Ağaç tünel yol ilgi çekiyorBartın'da, iki tarafı ağaçlarla sarılı olan karayolunda yolculuk edenler, ağaç tünelin içinden geçmenin keyfini çıkarıyor. Yolda duranlar ağaç tünelin içesinde fotoğraf çektirirken, evlenecek çiftler de düğün fotoğrafları çekimi için bölgeyi tercih ediyor.Bartın-Karabük karayolunun Bahçecik ve Ovacuma köyleri mevkiinde sağlı sollu ağaçların oluşturduğu manzara, görenleri büyülüyor. Ağaçlardan oluşan tüneli andıran manzarayı görenler, cep telefonlarıyla anı ölümsüzleştiriyor. Ağaç tünel, yol üzerinde seyahat edenlerin yanı sıra gelin ve damatların da fotoğraf çektirdiği mekanların başında geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2009 yılında 1. derecede SİT alanı ilan edilen 9 kilometrelik ağaç tünel yolunda, geçen yıl yine bakanlık tarafından 'Korunması gereken özel alan' ilan edildi.9 kilometrelik yolda her iki tarafta yer alan kavlak ağaçlarının yukarıya doğru çıktığı sırada yanlara yatması sonucu oluşan, tünelde özellikle sonbahar aylarında yaprakların yola dökülmesi ve bahar aylarında yeşeren yaprakların görüntüsü seyahat edenleri büyülüyor. Yol kenarında park eden sürücüler hatıra fotoğrafı ve öz çekim yaparak, o anları ölümsüzleştiriyor.Ankara'dan tatil için Bartın İnkum'a geldiklerini ve hayatında ilk kez böyle bir yol gördüklerini söyleyen Deniz Çelik, 'Yoldan geçerken, burayı gördük. Gözlerimize inanamadık. Hemen durduk ve bir fotoğraf çektirdik. Çok beğendik. Daha önce böyle bir yol görmedik, şaşkınız' dedi.Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürü Fuat Dursun ise, 'Bartın Safranbolu karayolu üzerindeki 9,5 kilometrelik tünel yoldur. Bu yolun en büyük özelliği ağaçların ve yaprakların yükselmesiyle oluşan bir tünel yoldur. Buradaki her şey doğal, ne taş ne beton ne de tamamen ağaç ve yapraklar var. Sonbaharda sarının her tonunu, ilkbaharda da yeşilin her tonunu bu ağaç tünel yolunda görebilirsiniz. Bu yol üzerinden geçenlerin neredeyse tamamı durup hatıra fotoğrafı çektirip, biraz nefes alıyorlar. Bu yol üzerinde insanların daha fazla faydalanması için Karayolları ile yaptığımız görüşmeler sayesinde azami hız sınırını 50 kilometreye kadar düşürdük. Yine insanların yol kenarında durup fotoğraf çekmeleri için de yeni cep şeklinde alanlar yapılması planlanıyor. Bu çalışmalarımızda devam ediyor.ö Diye konuştu.Görüntü Dökümü————-Otomobilin içinde ağaç tünel yol-Fotoğraf çeken turistler-Ağaçların kapattığı tünel yoldan detay-Yolda durup yolu izleyenler-Turistlerle röp.-Fuat Dursun ile röp.Süre: 3.27 Boyut: 111 MBHaber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN, =================Köyde oturdukları için okula gidemiyorlarİzmir'in Menemen ilçesindeki bazı kırsal mahallelerde yaşayan öğrenciler, taşımalı eğitim sisteminde değişikliğe gidilmesi nedeniyle bu yıl okula başlayamadı. Büyükşehirde olmasına rağmen toplu ulaşımı olmayan mahalle statüsündeki köylerde ikamet eden öğrenciler, ücretsiz verilen servis hizmetinin kaldırılmasıyla mağdur oldu. Çocuklarını okula gönderemeyen veliler çaresizken, öğrenciler de okuldan uzak kaldıkları saatleri parkta oyun oynayarak geçiriyor.İzmir'e 35 kilometre uzaklıktaki Menemen'in bazı kırsal mahallelerinde, öğrenciler ulaşım imkanı olmadığı için okula gidemiyor. Büyükşehir yasasına göre mahalle statüsüne geçirilen Menemen'in Alaniçi, Beyköy ve Çaltı köylerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin toplu ulaşım hizmeti bulunmadığını söyleyen Çaltı Mahallesi Muhtarı Kamil Eser, Emiralem Şehit Barış Demir İlkokulu ve Emiralem Atatürk Ortaokulu'nda okuyan 18 öğrencinin bu yıl okula gidemediğini söyledi. Köylerinde bu yıla kadar taşımalı eğitim sisteminin uygulandığını belirten Eser, 'Köyümüze öğrenciler için her gün servis geliyordu. Bu sene kaldırıldı. Bir köye minibüs çalışıyorsa o köye servis veremeyiz dediler. Bu sorun bizim gibi Beyköy ve Alaniçi'ni de kapsıyor. 3 köye günde 4 kez, 15 kişilik tek bir minibüs çalışıyor. Bu 3 köyde yaklaşık 40 tane öğrenci var. Bu minibüse nasıl sığacaklar' dedi.'SINIFLAR BOŞ KALDI'Çaltı'da yaşayan velilerden Hatice Ayan da, Emiralem'den geçen minibüsün yolcuları halde bıraktığını okulun önüne kadar gitmediğini belirterek, 'Üstelik dolmuşlarda emniyet kemeri yok. Çocuklarımız için hiç güvenli değil. Mahallemizde 18 çocuk var koltuk sayısı ise 15. Yolcu da alınınca çocuklar ayakta kalır. Okula gidip müdürle görüştüm. Onlar da çaresiz. Milli Eğitim bizi belediyeye yönlendiriyor ama sorun çözülmüyor. Kaç senedir gelen servis şimdi niye gelmiyor' diye konuştu. Oğlu Yaşar Efe'yi 1 haftadır okula götüremediğini anlatan Kader Çetiner ise, Menemen Belediyesi'nin kendilerinden 1 hafta süre istediğini söyleyerek, 'Bize 'önce kendiniz idare edin sonra servis koyacağız' dediler. Geçici bir süre kendimiz götürmeye razıydık ama daha sonra maliyet nedeniyle bundan da vazgeçildiğini öğrendik. Alaniçi ve Beyköy'de de servis yok oradaki çocuklar da okula gidemiyor. Yani sınıflar boş kaldı. Geçen sene serviste kemerleri takılıyordu, kapıya kadar götürülüyordu çocuklar. Aklımız onlarda kalmıyordu' dedi. Dolmuşun günde 4 kez köylerine geldiğini anlatan Çetiner, tüm yolcuların sıkışık ortamda seyahat ettiğini söyleyerek, 'Oğlum hiperaktif. Dolmuşa binmesi zaten tehlikeli. Üstelik aynı dolmuşa büyükler de binecek. Gidemedikleri için okulda yok yazılıyorlar. Oğlum ağlıyor, okula gitmek istiyor' dedi. 12, 9 ve 4 yaşlarında 3 kız çocuğu olduğunu belirten Nurcan Karakurt ise şunları söyledi: 'Kızlarım okula gidemiyor. Evde oturan kızları evlendirelim mi, eski usüle geri mi dönelim? Biz okumadık, evlendik. Onlar da mı öyle olsun?''OKULA GİTMEK İSTİYORUZ'Okula gidemedikleri için sokakta vakit geçirdiklerini dile getiren öğrenciler de okul sıralarına oturacakları günü dört gözle bekliyor. Gülsüm Kuştur, 'Köyümüze servis gelmiyor. Geçen yıl geliyordu. Okula gitmek istiyoruz. Eğitimimiz engelleniyor. Biz gitmiyor değiliz, gidemiyoruz. Matematik öğretmenimi çok özledim. Ödevler veriliyor ama biz geri kalıyoruz' diye konuştu. 6'ncı sınıf öğrencisi Şerif Ahmet (11) ise, 'Kardeşim de var ikimiz de evdeyiz. Bütün çocuklar mağdur. Arkadaşlarla parkta, sokakta oynuyoruz. Canımız sıkılıyor. Okula gitmek istiyoruz. Yaz tatili çabuk geçti ama bu bir hafta geçmedi' dedi. Safire Ayan (11) ise şöyle konuştu: 'Okulumu çok özledim. Kazanacağım bir takdirdame var. Ağabeyimin bana alacağı hediyeyi istiyorum. Arkadaşlarımı geçen gün gördüm. Sınıfımız yenilenmiş. Yeni öğrenciler katılmış onlarla tanışmak istiyorum.''HERKES BU SORUNU ÇÖZMEK İÇİN ÇALIŞIYOR'Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Akyüz de yönetmeliğe göre toplu taşıma olan yerlerden öğrenci taşıyamadıklarını belirterek, 'Bu köylere ESHOT, İzmir Büyükşehir Belediyesi veya şoförler odasının toplu taşıması olduğu için taşımalı sistemin dışında bırakıldı. Çünkü o köylere giden otobüs veya dolmuş var. Bu hatlar düzenli olarak çalışıyor. Bu nedenle biz yönetmeliğe göre taşıyamıyoruz. Şu anda herkes bu sorunu çözmeye çalışıyor. Kaymakamın, bizim ve belediyenin çözüm konusunda yoğun gayretleri var. İnşallah kısa sürede çözülecek' dedi.Görüntü Dökümü————–Parkta oynayan çocuklardan görüntü,-Deftere yazı yazan çocuklardan görüntü,-Köy meydanında toplanan velilerden görüntü,-Velilerle röp,-Çocuklarla röp,-Çaltı Mahallesi Muhtarı Kamil Eser ile röp.Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, ==================Mezar kazılınca fotokapan kuruldu, çakallar görüntülendiBartın'ın Ulus ilçesinde 40 gün önce hayatını kaybeden Niyazi Ak'ın (62), mezarının baş kısmından 2 kez kazılmasının ardından Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri, bölgeye fotokapan yerleştirdi. 1 haftalık kayıt sonrasında görüntülerde sadece çakal ve ailesine rastlanırken, mezarı kazdığı düşünülen ayının ise görüntüsüne rastlanmadı.Saz Mahallesi'nde yaşayan Niyazi Ak, 40 gün önce yaşamını yitirince Sümenler Mezarlığı'nda toprağa verildi. 20 gün önce mezarlığın kazıldığı gören vatandaşlar durumu önemsemeyerek, üzerini kapattı. 10 gün sonra yeniden mezarın kazıldığını gören vatandaşlar durumdan şüphelenerek Saz Mahallesi Muhtarı Alaattin Sümen'e bilgi verdi. Muhtar Sümen mezarlıkta inceleme yaptıktan sonra durumu, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerine haber verdi.Ekipler 1 hafta önce mezarı kazan ayının yeniden gelme olasılığına karşı mezarın karşısına fotokapan kurdu. Fotokapanlar ekipler tarafından sökülerek, izlendi. Ancak görüntülerde sadece gece ve gündüz mezarlıkta çakal ve çakal ailesinin gezdiği görüldü. Mezarlıkta ayıya rastlanmadı.Yetkililer, mezarlığı kazanın kesinlikle çakal olamayacağını, çünkü kazılan çukurun derin olduğunu, bunu da bir çakal veya sürüsünün yapamayacağını bildirdi.Görüntü Dökümü————-Fotokapan görüntüleri-Çakal ailesinin mezarlıkta gezmesi-Kazılan mezarların eski görüntüleri-Mezarlıktaki fotokapan görüntüsüSüre: 2.46 Boyut: 85,5 MBHaber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN, =====================Babalarının tedavi edilmesini istiyorlarBolu'da, 5 yıl önce serebrovasküler (inme) olayı nedeniyle yatağa bağımlı kalan Abdulkadir Tok'un (70) bakımını üstlenen kızları Nurgül ve Nursel Tok, babalarının tedavi edilmesini istiyor.Bolu'da oturan Nurgül ve Nursel Tok kardeşler, 5 yıl önce eve geldiklerinde babaları Abdulkadir Tok'u yatakta hareketsiz halde yatarken buldu. Hastaneye kaldırılan Abdulkadir Tok'un serebrovasküler (inme) geçirdiği belirlendi. Tok, hastalığı nedeniyle yatağa bağımlı kaldı. Yaşlı adamın kızları 5 yıl boyunca birçok ilde Abdulkadir Tok'un tedavi edilmesi için mücadele etti. Abdulkadir Tok için evlerindeki odası, hastane odası gibi dizayn edildi. Hastalığını yenmesi için gerekli olan birçok cihaz da alındı. Ancak yaşlı adamın yatağa bağımlı kalmasıyla birçok farklı hastalık da tetiklendi. Tok'un omurgasında kırıklar oluştu. Acı içinde yatan, yalnızca küçük tepkiler verebilen Tok'un kızları babalarını ameliyat edilerek tedavi edilmesini, yeniden eski sağlıklı günlere kavuşmasını bekliyor.'BABAM GÖZLERİMİN İÇİNE BAKARAK ERİYOR'Bugüne kadar gittikleri doktorların babasını ameliyat etmeyi kabul etmediğini söyleyen Nurgül Tok, '5 yıldır babam için mücadele veriyoruz. 5 yıl önce babamı baygın şekilde yatağında bulduk. Daha sonra hastane sürecimiz, yoğun bakım süreçlerimiz başladı. Daha sonrasında cihazlarla eve taburcu olduk. Zaman içerisinde hastanız düzelecek dendi. Fizik tedavi almamız gerekiyordu. Fizik tedavi de alamadığımız için hastamızda bir düzelme olmadı. Sürekli hastane mikrobu kaptığı için enfeksiyon kapıyor. Kemikleri kırıldığı için sürekli ağrı yaşıyor. Biz sürekli ağrı kesiciler ve antibiyotiklerle tedavi görüyoruz. Son olarak babamda ileri derecede kemik erimesi çıktı. Omurgasında, kalçasında kırık var. Bize buradaki doktorumuz 'Sizin hastanızı ben ameliyat edemem. Kendinize cevval bir doktor bulun. Hastayı ameliyat ettirmek istiyorsanız ettirin' dedi. Ben Ankara, İstanbul, Sakarya ve Kocaeli'ye de babamı götürdüm. Babam yattığı için, kendini ifade edemediği için kimse babamı ameliyat etmek istemiyor. 'Hastan bu şekilde yatsın, hastayı rahat bırakın' diyorlar. Ben babamın tedavi edilmesini, ameliyat edilmesini istiyorum. Çünkü benim babam ağrı içerisinde kıvranıyor. Ağrı kesici ve antibiyotiklerle duruyor. Ağrıdan nefes almak istemiyor. Uyku apnesine giriyor. Benim babamı ameliyat edebilecek, tedavi edebilecek hiç mi doktor yok bu ülkede. Benim babam gözlerimin içine bakarak eriyor. Lütfen benim babamın tedavisini yapın. Lütfen artık birisi bizim sesimizi duysun' dedi.BABAMA YAŞAYAN ÖLÜ GÖZÜYLE BAKIYORLARBabalarının tüm bakımını üstlenen kardeşlerden Nursel Tok ise, '5 yıldır kız kardeşimle birlikte mücadele veriyoruz. O kadar çok mücadele verdik ki gecemiz gündüzümüz kalmadı. Gitmediğimiz doktor kalmadı. Özel doktorlara bile götürdük. Bazısından fayda gördük fakat, doktorlar babama bir yaşayan ölü gözüyle bakıyorlar. Sadece ağrı kesici veriyorlar. Babamın ağrı kesici almaktan mide ve bağırsak sistemleri bozuldu. Ben babamın sesini duymak istiyorum artık. Ben babamın benimle topluma karışmasını istiyorum. Ben babamın artık bu tavana bakmasını istemiyorum. Acı içinde kıvranıyor. Benim babamı tedavi edebilecek bir doktor yok mu? Kimse yok mu? Babam ölüme terk edildi. Bir ağrı kesici ile bir insan ne kadar yaşar?' diye konuştu.Görüntü Dökümü—————-Evden görüntüler-Nurgül ve Nursel Tok ile röp.-Babanın ağlaması-Kızları ağlaması-DetaylarHaber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,============================ 

Bir önceki yazımız olan Çankırı 4,7 ve 4,8 ile sallandı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir